DOLAR 9,3165
EURO 10,8623
ALTIN 533,65
BIST 1.432
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 17°C
Çok Bulutlu
Tekirdağ
17°C
Çok Bulutlu
Çar 17°C
Per 16°C
Cum 19°C
Cts 19°C

İSMET İNÖNÜ

İSMET İNÖNÜ
20.12.2019

(24.9.1884 – 25.12.1973)
İbrahim BİRELMA
İsmet, 24 Eylül 1884 Çarşamba günü İzmir’de doğduğunda annesi Cevriye hanım on yedi yaşındaydı.Babası Hacı Reşit Bey İzmir Adliyesi’nde sorgu Yargıcı Yardımcısı olarak çalışıyordu. 40 gün sonra Foça’ya tayin oldu.
İsmet, İlkokulu, babası Sivas’ta Sorgu Hakimi iken okudu.Sonra Askeri Rüştiye’ye (ortaokul) girdi. Sonra Sivas idadisi’ne(lise) devam etti. Beşinci sınıfta iken İstanbul’a taşındılar. İsmet,Mühendishane İdadisi(Topçu Lisesi) sınavını kazandı. 1903’te teğmen rütbesiyle Harbiye’yi bitirdi. Yaşı on dokuz, askeri mesleği sahra topçuluğuydu.Okul derecesinden dolayı Pangaltı’daErkan-ı Harbiye sınıflarına devam ederek 1906’da yüzbaşı olarak mezun oldu.Yüzbaşı İsmet’in ilk görevi Edirne’deydi. Buradan Yemen’e tayin oldu. 1913’te Binbaşı rütbesi olan İsmet,artık İstanbul’da Büyük Karargahtaydı.
-1916 yılının ilk aylarında 2. Ordu Kurmay Başkanlığına terfi etmişti. Artık miralaydı (albay). Bu arada ordu karargahını Trakya’dan İstanbul’a nakletmişler ve kıtaların Toroslar’dan yürüyerek Diyarbakır etrafında toplanmasına karar vermişlerdi.
-1916 yılının Mart ayı sonu İsmet(32) ile Mevhibe (19) nikahlandılar. 13 Nisan 1916 Perşembe günü İsmet Bey ile Mevhibe’nin düğünleri yapıldı.
-Genç Miralay, önce Kafkas cephesinde bir yıl kadar görev yapacak, sonra Halep’e geçecek, Suriye cephesinde 20. Kolordu Kumandanı olarak savaşa katılacaktı.
-Miralay İsmet bir sabah evine, sanki önceki gün çıkmış gibi döndü. İlk akşam,on dört ayın yorgunluğunu çıkarmaya çalıştı.
-On beş gün sonra Miralay İsmet göreve çağrılıyordu.
-1918 Ekim sonunda Mondros Mütarekesi imzalandı.Sadrazam ve Harbiye Nazırı Ahmet İzzet Paşa,Miralay İsmet’i Harbiye Nezareti Müsteşarlığına tayin etti. 34 yaşındaydı.
-İsmet Bey’le Mustafa Kemal’in arkadaşlığı Erkan-ı Harbiye senelerinde başlamıştı.Aralarında iki yıl vardı. Mustafa Kemal 1904, İsmet 1906 mezunuydu.
– 1917 yılında Miralay İsmet ve KemalPaşa, KafkasCephesinde ilk defa birlikte görev yaptılar.
– 1918 yılının Ağustos ayında iki arkadaş Suriye cephesinde tekrar bir araya geldiler.
-İsmet Bey hastalanarak sonbaharda İstanbul’a döndü. Mustafa Kemal’de Kasım’ın ortalarına doğru İstanbul’a geldi. Bu sırada Miralay İsmet kendi isteğiyle Harbiye Nezareti Müsteşarlığından ayrıldı.
– Mustafa Kemal İsmet Bey’le hemen her hafta, bir yerde buluşup konuşuyorlardı.
-İsmet Bey 8 Ocak 1920’de hiçbir resmi müracaat yapmadan, kimseye haber vermeden, normal bir yolcu gibi trene bindi ve Ankara’ya ansızın gitti. Mustafa Kemal’in, arkadaşının geleceğinden haberi yoktu.Heyet-i Temsiliye eski Ziraat Mektebi’nin bulunduğu yerde,tepede bir binaydı. İsmet Bey’e orada yer gösterdiler,karargahta kalmaya başladı.
-İstanbul’da Fevzi Paşa Harbiye Nazırı olunca,halen resmi sıfatı bir Osmanlı Ordusu mensubu olan İsmet’i İstanbul’a çağırdı. Mustafa Kemal İsmet Paşa’ya: “Fevzi Paşa Harbiye Nezaretindedir, kendisi ile anlaşmak mümkündür. Senin onunla temas ederek, beraber savaş hazırlıklarını olabildiğince yardım etmen, burada kalmadan daha yararlı olacaktır. Onun için dönmen gerekir”dedi.Bunun üzerine Miralay İsmet, Şubat’ın ortalarında gene geldiği gibi trenle İstanbul’a döndü.
25.12.1973’de vefat eden İsmet İnönü’yü bazı görüş ve düşüncelerini anımsatarak anmak istiyoruz:
-İnönü,Mevhibe’yeyalnız kaldıklarında şöyle diyordu: “Bilmek lazımdır ki, ıstırap ve ihtiyaç zamanı gelen yardım, en yakın dostumdan geldiği zaman bile bedava gelmez.Haliçin ve ati ( gelecek) için birtakım kayıtları da beraberinde taşır.Bunu bilmeyen adam bizde devlet mesuliyetini (sorumluluğunu) taşıyamaz.”
-Devlet denilen şeyin ne ile idare olduğunu, köylü ihtiyarlar hiç olmazsa bizim kadar bilirler. Bu memleketin her köyünde bir başvekil oturduğunu hesap ederek söz söylemeliyiz.
-Atatürk; “Çocuklar!Eğer Çankaya’da rahat edebiliyorsam,İsmet’in sayesindedir!”“Çocuklar! Eğer ben ölürsem İsmet’in arkasından gidin!”diyordu.
-İnönü, yumuşak, hoşgörülüydü, sabırlıydı.Ama onu az tanıyanlar kişiliğinin bir diğer tarafını bilmezlerdi.Şöyle diyordu İnönü: “ Ben sabırlı ve tahammüllü bir adam olarak tanınmışımdır.Arkadaşlarım, siyasi rakiplerim münakaşa ederler.Benim sabırla ve tahammülle geçirdiğin bir meseleden sonra ,büyük bir gayret sarfederek o işten kurtulmaya çalıştığıma, gayretimin bu maksada dayandığına hükmetmezler.Arkadaşlarım da, herkes de, “o sabırlıdır, dayanır, dayanma gücü vardır,ne kadar istesek dayanır” diye beni muhakeme ederler. Sonra bir gün yine zorladıkları zaman, hiç ummadıkları ölçüde sabrımın tükendiğini görürlerse şaşakalırlar.Bu sefer beni haksızlıkla itham etmeye kalkarlar.Bütün hayatta kaderim bu.”
-İsmet Paşa samimiyetiyle arkadaşlarına kalbini açarak şunları söylüyordu ben: “Bendenizin terbiyeli bir adam olduğunu bilirsiniz.Benim,resmi İşlerim de olduğu gibi, özel hayatında da Atatürk velinimetimdir. En önemli resmi hayatımda ve karşılaştığım olayların hepsinde başarılı olmam için Atatürk’ün çok emeği geçmiştir.Fakat kendisini silmiş, daima bütün Şerefi bana bırakmıştır.Sonra, servetim olmamakla beraber, böyle bir düşünce hiçbir zaman benim aklımdan geçmedi ama özel hayatında bu memlekette maddi bakımdan rahat bir adamın hayatını geçirdim. Bunu bana Atatürk’ün sağladı.Kendisi bir dilim ekmek yerse bana yarısını yedirmekten zevk alır. Onun için gerek resmi, gerek özel hayatta kendisine ne kadar minnettar olduğumu takdir etmek kolaydır.”
-İnönü 75. yaşını tamamladığı 24 Eylül 1959 günü hayatının sırrını şöyle açıklıyordu: “ Bütün ömrüm boyunca her zaman elde edilmesi millet için aziz olan bir amaç peşinde koştum.Bu bana şevk ve kuvvet vermiştir.Aile hayatında huzur, mutluluk hatırası ile doluyum.Aile içinde dar zamanların genişletilen, kasvetli günleri aydınlığayönelten başlıca desteğim, eşin Bayan İnönü olmuştur.Siyasi hayatımın bütün üzüntülerini sabırla ve cesaretle karşıladı. Hiçbir sarsıntı anında ürkmedi. Aile içinde geçirmesini daima anlaşmalı olmuştur.Biz bunun tılsımını şu usulde bulduk:Bir olaydan hangimiz şikayetci olur ve ilk söze başlarsa,ötekimiz susar ve hakverir.Ve fırtına ne kadar sürerse, mutlaka sütliman olarak biter.Çocuklarımla arkadaş gibi yaşarım.Şimdi torunlarımla arkadaş gibi anlaşmaya çalışıyorum.Ben Türklerin iyi aile hayatına tabiattan istidatlı (yetenekli)olduklarını inanmışımdır. (Gülsün Bilgehan,Mevhibe, Çankaya’nın Hanımefendisi, Bilgi Yayınevi,Tek Cilt, Birinci Basım, Nisan 2015) 20.12.2019

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.