Dolar : Alış : 3.8872 / Satış : 3.8942
Euro : Alış : 4.5770 / Satış : 4.5853
HAVA DURUMU
hava durumu

TEKIRDAG12°CKuvvetli Sağanak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 14 Kategoride 33880 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

36. ULUSLARARASI İSTANBUL KİTAP FUARI’NIN ARDINDAN…

14 Kasım 2017 - kez okunmuş
Ana Sayfa » SON DAKİKA»36. ULUSLARARASI İSTANBUL KİTAP FUARI’NIN ARDINDAN…
36. ULUSLARARASI  İSTANBUL KİTAP FUARI’NIN ARDINDAN…

İbrahim BİRELMA
Tüyap Tüm Fuarcılık A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen 36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ve Tüyap tarafından düzenlenen ARTİST 2017 /27. İstanbul Sanat Fuarı 4 Kasım 2017 ‘de başlayıp 12 Kasım 2017 Pazar akşamı saat 19.OO’da rekor sayıda kitapsever ve sanatseverin ziyaretiyle sona erdi. Fuarlar, geçtiğimiz yıla oranla yüzde 20’ye yakın artış göstererek 742.445 ziyaretçiye ulaştı ( Cumhuriyet 14 Kasım2017).
-Kitap Fuarı ilk kez 1981 yılında şimdiki adı The Marmara olan otelin zemin katında 600 metrekarelik alanda, 28 yayınevi ile görücüye çıkmış, ziyaretçi sayısı 20.000 civarındaydı. 5 yıl sonra 1986’da Tepebaşı’na taşınan Fuar 2002 yılında bugünkü yeri Beylikdüzü’ne 60.000 metrekarelik alana taşındı ( Fikret Eser, Sabah Kitap ,3Kasım2017).
– İstanbul Kitap Fuarı ziyaretçi sayısı açısından Avrupa’nın en büyük fuarıdır. Fuar’a 820 yayınevi ile bine yakın yazar katıldı. Fuar’ın konuk ülkesi Kore Cumhuriyeti, onur sanatçısı Nur Koçak, onur yazarı Ayla Kutlu’ydu ( Deniz Kavukçuoğlu, Cumhuriyet 8.11.2017).
-Fuar’ın onur yazarı Ayla Kutlu 14.8.1938’de Antakya’da doğdu. 1960’da Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdikten sonra yirmi yıl Devlet memurluğundan 1980’de emekli oldu. İlk romanı “Kaçış”ı 1979’da yayınladı. 1990’larda çocuk kitaplarına yöneldi ( Posta Kitap 3 Kasım 2017).
-Ayla Kutlu son “ Yedinci Bayrak / Urumeli’den İzmir’e” adlı tarihi romanında, gerçek yurtseverliğin ne anlama geldiğini okura derinden hissettiriyor( Sözcü Kitap 3.11.2017).
1981 yılından bu yana ziyaret ettiğimiz Kitap Fuarından aldığımız kitaplar arasında yer alan Ayla Kutlu’nun
“ Yedinci Bayrak, Urumeli’den İzmir’e” romanını okuduk. Kitabın sonunda “Kaynakça” bölümünde 104 kitap adı saydık . Roman’da altını çizdiğimiz satırları aktararak paylaşmak istiyoruz.
-Vatan, farkında olduğumuz şeylerin toplamı. Bir toprak parçası değil yalnızca. Sahiplendiğimiz, üstündeki canlı cansız her şeyle, karnında sakladıklarıyla bizi var eden cennet!…
-Şimdilerde babasının öğütlerinin anlamını biliyordu. Azla yetinmeyi, ailesi için fedakarlık etmeyi, öğrenilenlerin, anıların insanı olgunlaştırdığını… Acının da sevincin de gelip geçer oldukları, kırılmaların ardından insanın kendini onarabileceğini, yeniden dik durabilme gücünü kazanacağını.
-Her kız anasının yazgısını bilmeli. Bir ananın kızına vereceği hayat dersi o kadar az ki. Seni cahil cahil ortada bırakırsam, gittiğim yerde kendi alevlerimle yanarım.Ben bu dünyada çok yandım.Öbür yanda ruhum huzur istiyor.
-Burası Rumeli. Teee uzaklardan uzaktaki İstanbul kadınları çarşafa giriyorlarsa, burada girilmiyordu. Burada hepsi deli gibi çalışan, emeği de ürünü de paylaşan türlü soydan türlü dinden insanlar diyarı.
-Dünyada işler hiçbir yerde yalnızca namuslu insanların çabalarıyla yürümüyor. Orman kanunları, ormanları aşıp çoktan insan topluluklarına yayılmıştı. Gücün yasal yahut yasa dışı olması toplumsal ilişkilerde anlam taşımıyor.
-Mutluluklar değil, acılar insanları birbirine yaklaştırıyor.
-Teknolojileri gelişmiş, halkın refah düzeyi yükselmiş, güçlü çıkar bağları kurmuş Avrupa Hıristiyan devletleri, Osmanlı’nın kendilerinin yarattıklarına inandıkları uygarlığa yakışmadığı kanısındaydılar. Harekete geçmeli, geldikleri Asya topraklarına atılmalıydı Müslüman Türkler.
-Yoksulluğun derinliği vardır. Dışarıdan bakan göz onun enini boyunu görür yalnızca. Asıl olan onun derinliğidir. Bir mecidiye büyüklüğünde kalmış sabun parçasını bile hane halkına kullandırmayıp, gelebilir olduğu düşünülen konuğa saklamak yoksulluk demektir.
-Türk karşı dağda bir alev görse ellerini uzatır da “ oh ısındım” der.
-Balkan Savaşları, Balkan halklarının ne kadar vahşet tutkunu olduklarının tarihe yazıldığı en büyük savaştı. O güne kadar böylesi görülmemişti. Toprağın üstüne serilmiş yüz binlerce insanın kemikleri toplanmış, İngiltere bu kemikleri alarak kaliteli porselen yapımı için ticari mal değerlendirmesiyle kullanmıştı.
-Doksan bin ile yüz bin Türk askerinin Sarıkamış kar ve buzunda donarak öldüklerini, halk, Ruslara esir düşüp sonradan İstanbul’a dönen Yüzbaşı Köprülü Şükrü Bey’in dizi yazısından öğrendi. Enver Paşa bu soğuk toplu ölümü saklamış, çocuklarının ölümüne neden olduğu ana ve babaları yıllarca habersiz bırakarak aldatmıştı. ( Ayla Kutlu, Yedinci Bayrak / Urumeli’den İzmir’e, Bilgi Yayınevi, 2. Basım, Mart 2017)

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

İlgili Terimler :