Dolar 18,6381
Euro 19,2830
Altın 1.050,43
BİST 4.968,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 14°C
Hafif Yağmurlu
Tekirdağ
14°C
Hafif Yağmurlu
Çar 14°C
Per 14°C
Cum 12°C
Cts 12°C

ATATÜRK’Ü ANLAMAK-3

ATATÜRK’Ü ANLAMAK-3
9 Kasım 2022 19:57
86

 

Her birimizin zihinlerimize kazımamız gereken bir Türk Atasözü vardır: “Göz odur ki, dağın arkasını göre, akıl odur ki, başa geleceği bile.”  Ancak bu söz eğer liderseniz ve ülke yönetiyorsanız bu söz sıradan bir söz değil bir vasıftır, sizde olması gereken bir özelliktir.  Lider, gözü, dağın arkasını gören, aklı, başa geleceği bilen ve önlemini de alan kişi demektir.

Atatürk, dokuz ciltlik ‘’İslâm Tarihi’’ (Leon Caetani, Tanin Matbaası, İstanbul, 1924) adlı eserini okurken 5. Cilt, 68. Sayfasındaki “Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır” sözünün altını mavi kalemle çizer ve yanına çok mühim olduğunu belirtmek için iki defa çarpı işareti koyar.

Prof. Sadi Irmak, Atatürk’ün geçmişi (tarihi) iyi bildiği için, “bir kehanete lüzum kalmaksızın” geleceğin gelişmelerini kestirebildiğini söyler ve Onun bu yeteneğini “tarihin sesini almak” diye tanımlar.

Şimdi gelelim Atatürk’ün “bir kehanete lüzum kalmaksızın” geleceğin gelişmelerini kestirebilmesine. Tablet Kitabevi’nin yayınladığı güzel bir kitap var; ‘’Prof. Ali Canip Yöntem’in Yeni Türk Edebiyatı Üzerine Makaleleri” (2005). Kitapta Ali Canip Yöntem’in bizzat şahit olduğu Mustafa Kemal Atatürk’ün gelişmeleri kestirebilmesi ile ilgili bir bölüm var (S. 816-817):

Atatürk, Hitler tarafından kendisine yollanan bir filmi yanındakilerle birlikte sofraya oturmadan önce izler. Bu, Hitler ve Partisinin bir propaganda filmidir. Salon aydınlanınca Atatürk ve arkadaşları sofraya geçerler ve âdet olduğu üzere Atatürk arkadaşlarına “Nasıl buldunuz?” diye sorar.

Etrafındakilerin yanıtlarını dinledikten sonra Atatürk şunları söyler:

“Efendim, bu adam, filmde gördüğünüz gibi rol icabı bir hamle ile işe başladı. (…) Bugün Almanya’nın bütün askerî gücü onun elinde. Yarın harbe girişecektir. O ve onun mukallidi Mussolini harbe hazırlıkla meşguller. Evet, yakın bir gelecekte harbe dalacaklardır.”

“Dalacaklardır, çünkü asker değillerdir, harp ne demek bilmezler… Harp bir felakettir ve hele bu iki müttefik için mutlaka ölümdür. Talih Almanya’ya öyle bir toprak vermiştir ki, o, daima iki ateş arasında kalmaya mahkûmdur.”

“Körü körüne hesapsız, kitapsız bir nefis itimadı, tamamen otomatik bir ordu sistemi, ilk hamlede korkunç bir kuvvet tesiri yapacak, fakat bir kere bir tarafı sakatlandı mı, tarumar olacak, o çalışkan millet yere serilecektir. Ortada ne Hitler, ne teşkilatı kalacaktır. Mussolini’den hiç bahse hacet yoktur, o, efendisinin ortadan kalktığı gün yok olacaktır…”

Pusatlarını kuşanıp savaş baltalarını bellerine takanlar keşke Atatürk’ü tanısalardı, o büyük devlet adamını anlayabilselerdi…

Ne yazık ki Atatürk’ü anlamak her fâninin harcı değildir… Hele hele Atatürk’ü taktik icabı takiyye olarak diline dolayanların hiç değildir!

Ve “Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır.” Hele hele iki hafta sonrasını göremeyenler için!

 

Recep YILDIZ

Em.Top.Kur.Alb.

TESUD Tekirdağ Şubesi Eski Başkanı